Etiğin Kaynağı

Yazan : Şadi Evren ŞEKER

Bu yazının amacı, genel olarak etik (ahlak) kavramını açıklamak ve çeşitli kaynaklarla ele almaktır. Kavramın bu sitede açıklanmasının sebebi daha sonra eklenecek olan yazılım etiği, yönetim etiği gibi kavramlara temel teşkil etmesidir.

Etik kavramı tarih boyunca çok çeşitli açılardan ve çok sayıdaki düşünür tarafından ele alınmıştır. Bunlardan bazılarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Altın Kural (Golden Rule)  : Kendin için istediğini başkası için iste. Basitçe, her istek ve kuralın muhatabının kişinin kendisi olmasa bile diyergamlık ilkesiyle (empati) kişinin kendisini başkasını yerine koyması ve aynı şartlarla karşılaşabileceğini düşünmesi, kişinin her durumdaki davranışına ahlaki bir değer kazandırır.

Kategorik Emir (Immanuel Kant's Imperative Rule) : Basitçe bir davranışın bütün toplum tarafından yapılması doğru değilse birey tarafından yapılması da doğru değildir. Bunu ahlakta tümden gelim teorisi olarak da düşünebiliriz. Örneğin, bütün insanların devletin malını çalması durumunda, devletin kamu faaliyetlerinin zaafa uğrayacağı ve devletin varlığını yitireceği ortadadır. Bu durumda, tek başına bir bireyin devletin malını çalması/bozması belki devlete ciddi bir zarar vermeyecek kadar küçük de olsa, toplumdaki bütün bireylerin yapacağı davranıştan yola çıkarak bireyin yaptığı davranışın da ahlak dışı olduğu sonucuna varılabilir.

Değişim Kuralı (Descarte's Rule of Change) : Şayet bir davranış veya karar, sürdürülemez ise, bu davranışın ahlaksız olduğu sonucuna varılabilir. Örneğin bir çalışanın bir işletmeden bir dolar çalması veya milyonlarca dolar çalması arasında fark yoktur. Şayet bireyin eylemi, sonsuza giden bir yaklaşımda ahlakın koruması altındaki varlıklara (örneğin iş ahlakı olarak, çalışanlar, işletme, sosyal ahlak olarak toplum, aile ahlakı olarak aile bireyleri veya aile ilişkileri vs.) zarar veriyorsa bu durumda o eylemin ölçeğine bakılmadan ahlaksız olduğu sonucuna varılabilir.

Faydacı Ahlak (Utiliterian Principle) : Faydacı ahlakta, bireyin ahlaktan fayda umması söz konusudur. Buna göre bir davranışın sonucu bireyi etkilemektedir, bireylerin davranışlarını düzenleyen kurallar aslında bireylerin faydaları üzerine kuruludur. Örneğin bireyin yalan söylemesi, sonuçta bireye zarar veren bir süreçtir.

Riskten kaçınma (Risk Aversion): Faydacı ahlakın farklı bir biçimidir. Bireyin risklerini azaltmayı hedefler ve bireyin çevresi ile olan ilişkisinde yaşanabilecek riskleri azaltmak için bireyin davranışlarını düzenlemesini öğütler. Örneğin bireyin ehil olmadığı veya yapamayacağı, yeterli eğitimi olmayan bir konuda risk alması, bu ahlak yaklaşımına göre hata olarak görülür.

Her şeyin bir Bedeli vardır kuralı (No Free Lunch Rule) : Ahlak kuralının tam tercümesi, her öğlen yemeğinin bir bedeli vardır şeklinde yapılabilir. Yani hiçbir yemek ücretsiz değildir şeklinde geçen ekonomi kuralına dayanmaktadır. Bu kurala göre sınırsız istekler ve sınırlı kaynaklar vardır. Dolayısıyla her isteğin yerine getirilmesi bir bedele dayanmaktadır çünkü istek bu sınırlı sayıdaki kaynakların kullanılmasına dayanmaktadır ve bunun da bir bedeli vardır. Örneğin yazılım dünyasındaki açık kaynak kod yaklaşımının bile aslında bedeli olan ve herhangi bir işletmenin açık kaynak kodlu bir yazılımı ücretsiz olarak alsa bile, çalıştırması, kurması, uzun vadede eklemeler yapmasının, işletmeye uygun hale getirmesi gibi onlarca aşamasının aslında bir bedel gerektirdiği unutulmamalıdır.

Leave a Reply


3 − bir =